Oltanin Ucu

‘Neden seviyosun balik tutmayi Gulsen Abla?’ diye sordum bir aksam, bu Sogut-Marmaris aksaminda oturmus Gulsen Abla’nin tuttugu baliklari yiyoruz. Gulsen Abla’nin evine inmisiz mumu, Zeynos, Ali Baba ve iki cok yakin komsumuz; raki, zeytinyaglilar, yakamoz, dost sohbeti ve komsu Karacivinin merakli bakislari esliginde oturuyoruz. Cok sik bir hanim Gulsen Abla, evinden meslegi mimarliginin da getirdigi hayata bakisinin inceligi anlasiliyor, bembeyaz duvarlarini kendi yaptigi yagli boya tablolar susluyor, tablolarin herbiri bambaska guzel bir Sogut koyu manzarasi. Yani kisacasi Gulsen Ablaya disardan bakip da balik tutmayi sevmesini tahmin etmek cok guc. Gulsen Abla bana dikkatlice bakip diyor ki ‘Damla oltanin ucu oyle bisey ki, ne geldi ne gelicek derken butun herseyi unutuyorum. Dunyam o tekne, o deniz ve olta ipinin oynamasi oluyor sadece, baska hicbisey dusunmuyorum.’ Ve ben dusuncelere daliyorum, benim oltamin ucunda ne var diye…

Su anda bana butun hersey olta ve butun hersey balik. Gelir gelmez farkettigim ilk seyler: annemin kokusu, babamin kokusu, abimin kokusu, teyzelerimin kokusu, nasil oldugunu bilmeden hafizama kazinan, bir sarilisla hatirladigim kokular. Sonra tatlar: zeytinyagli borulce, annemin peynirli maydanozlu bol yumurtali boregi, barbunyasi, menemeni, mancasi, carsi-tatli Buyukada boregi, bahcemizden topladigimiz kayisilar, uzun sohbetli kahveler, dibi gorunmeyen hep tazelenen caylar, evde bir cirpida yapilip paylasilan makarnalar, oltadan yeni cikmis cupra, bol sarimsakli deniz borulcesi, koy ekmegi ve ulker cukulatali gofret :) Cocuklugumun, gencligimin ve simdinin tatlari. Sonra gorduklerim var: Buyukada teknesinin arkasina oturup Istanbul’u geride birakmanin hafifligiyle izledigim dalgalar, Trakya tarlalarindaki ucsuz bucaksiz gunasiklari (aycicegi ve gundondu de dedigimiz gupguzel isimli cicekler), dallari dolu dolu kayisi agacimiz, dost yuzleri, aile yuzleri, hemen taniyacaginiz turk evleri ayrintilari, vitrinler, kahve takimlari, tepsiler ve halilar, annemlerin evindeki benim yazili tarihim gibi mobilyalar, uyudugum evler/yataklar (su an itibariyle  henuz 5 ev oldu, daha da sirada gidilecek evler var!), her kosedeki hemen eve goturup yikayip besleyesim gelen sokak kedileri. Duyduklarim: haberler, endiseler, anilar, umitler, sukredilenler, dua edilenler, beddua edilenler :), bitmeyen dedikodular, tanidik gelmeyen pop sarkilari, bitmeyen reklamlar, sehir gurultuleri ve vuuzellanin artik tanidik sesi,… :)

Iste butun bu hengamenin icinde ben huzurlu ve mutluyum. Cogu tanidik damlali bir okyanus icinde yuzen bir balik gibiyim. Damlalar da degismis ben de degismisim ama hersey ayri bir tat hersey ayri bir koku, durup etrafa bakinmak da keyifli, ailemle konusmadigimiz dakikalarda yanyana oturmak, sonra bir yemegi paylasmak da. Eskiden Istanbul’a ilk indigimde ‘bedenim indi ama ruhum henuz gelmedi’ derdim. Simdi artik ruhum heryerdeymis de ben onun parcalarini bir hazine avinda gibi topluyormusum gibi hissediyorum. Oltam duyularim, hislerim, bedenim; baliklar hayatin bana sundugu sayisiz, ucsuz bucaksiz tecrubeler. Icim oltayi tutan elim, hayat nereye cekerse ben de oraya gidiyorum.

Birgun beni yuzyuze gorurseniz komusumuz Karaciviye neden karacivi dendigini de sorun mutlaka :)

Damla gider...

Comments

ne güzel yazmışsın, yeni okuyabildim.. ben de bir balık olup cümlelerin arasında kayarak dolaştım. en sevdiğim kısmı: "Simdi artik ruhum heryerdeymis de ben onun parcalarini bir hazine avinda gibi topluyormusum gibi hissediyorum"
ağzına diline sağlık..
Anonymous said…
Thank you, that was extremely valuable and interesting...I will be back again to read more on this topic.
Anonymous said…
Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.
Merhaba Sevgi, harika yorumun icin cok tesekkurler! :) Henuz bir twitter'i yok Damla Blog'un, fakat yeni yazilari takip etmek istersen sag taraftaki 'follow' tusuna basip bloga uye olabilirsin.
Sevgiler!
:) Damla
Anonymous said…
Yazar cok tesekkurler...

Selamlar Neslihan

Popular Posts